Popüler Yazılar
-
Debreli Hasan'ın hikayesi... Bir deli debrelinin... Bağrından nice kahramanlar çıkarmış bir şehrin delisi debreli... Selanik...
-
Bazı şarkılar girişleriyle ''Dinle beni'' derler. Bazıları ise ''Bir sonrakine geç'' . Bu şarkı daha ilk ...
-
''Yazarlık, daha yazmayı öğrenmeden başlıyor'' diyor Ece Temelkuran. Benimse bu işte iyi olmadığım kesin. Bunu mütevaz...
4 Şubat 2013 Pazartesi
Buranın amacı biraz da içimi dökmek aslında. Çünkü dışarda konuşabileceğiniz pek de insan yok.
Birçok yerde sıkça duyarız ''apolitik gençlik'' kavramını. ''Bizim zamanımızda böyle miydi ? Çatır çatır hakkımızı arardık biz'' diyen ''68 kuşağı'' diye kendilerini tanımlayanlar bir tarafta, bugünkilere göre belki biraz daha eli kalem tutan çeneye kadar inmiş bir bıyığa sahip ülkücüler diğer tarafta. Tabii başka birçok sınıf da sayılabilir ama en genel kutuplaşma bu şekilde olduğundan, bu ikisini söylüyorum.
Bu apolitik gençlik eleştirilerinin kendilerini hem haklı hem de haksız yapan iki durumu var aslında. Öyle de oksimoron bir durum yaşadığımız. Haksızlar çünkü; bir oturup düşünmek lazım bu gençlik neden apolitik. Neden memleketin sorunları gençlik tarafından bu kadar umursanmaz bir hale geldi ? Bunun birçok nedeni var elbette ve bana göre ilk akla gelen birilerinin gençleri de korkutarak yönetiyor olması. Bu korkularında da gençler hiç de haksız sayılmazlar. Parasız eğitim isteyen gençlerin yargılandığı ülkede bir çocuk ben okuluma bakayım gerisine karışmayım diyorsa onu pek de suçlayamayız. Diğer taraftan eleştirilerinde haklılar çünkü hak verilmez, alınır. Çünkü gençlerin hiçbirşeyi konuşmadığı bir ülkede, gençlerin yaptığı muhabbetlerin bellerin üzerine çıkamadığı, dizi oyuncularından başka şeylere kafaların basmadığı bir ülkede gelecek adına umutlu olmak da kolay değil.
Başa dönecek olursak, dışarıda pek de konuşacak adam yok. Üstelik muhafazakara göre din düşmanı, solcuya göre yobaz, ülkücüye göre terörist iseniz ancak buralarda yazabiliyorsunuz. Yazmak bir nevi terapi gibiymiş. Doğru olabilir, içinde tuttukça sinirlendiren, öfkene öfke katan olaylar için içini dökmen gereken de bir yer lazım olabiliyor.
Birçok yerde sıkça duyarız ''apolitik gençlik'' kavramını. ''Bizim zamanımızda böyle miydi ? Çatır çatır hakkımızı arardık biz'' diyen ''68 kuşağı'' diye kendilerini tanımlayanlar bir tarafta, bugünkilere göre belki biraz daha eli kalem tutan çeneye kadar inmiş bir bıyığa sahip ülkücüler diğer tarafta. Tabii başka birçok sınıf da sayılabilir ama en genel kutuplaşma bu şekilde olduğundan, bu ikisini söylüyorum.
Bu apolitik gençlik eleştirilerinin kendilerini hem haklı hem de haksız yapan iki durumu var aslında. Öyle de oksimoron bir durum yaşadığımız. Haksızlar çünkü; bir oturup düşünmek lazım bu gençlik neden apolitik. Neden memleketin sorunları gençlik tarafından bu kadar umursanmaz bir hale geldi ? Bunun birçok nedeni var elbette ve bana göre ilk akla gelen birilerinin gençleri de korkutarak yönetiyor olması. Bu korkularında da gençler hiç de haksız sayılmazlar. Parasız eğitim isteyen gençlerin yargılandığı ülkede bir çocuk ben okuluma bakayım gerisine karışmayım diyorsa onu pek de suçlayamayız. Diğer taraftan eleştirilerinde haklılar çünkü hak verilmez, alınır. Çünkü gençlerin hiçbirşeyi konuşmadığı bir ülkede, gençlerin yaptığı muhabbetlerin bellerin üzerine çıkamadığı, dizi oyuncularından başka şeylere kafaların basmadığı bir ülkede gelecek adına umutlu olmak da kolay değil.
Başa dönecek olursak, dışarıda pek de konuşacak adam yok. Üstelik muhafazakara göre din düşmanı, solcuya göre yobaz, ülkücüye göre terörist iseniz ancak buralarda yazabiliyorsunuz. Yazmak bir nevi terapi gibiymiş. Doğru olabilir, içinde tuttukça sinirlendiren, öfkene öfke katan olaylar için içini dökmen gereken de bir yer lazım olabiliyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder